Ana Sayfa

BORSA OYUNU

 

Son günlerde basında görülen hayvancılıkla ilgili haberler sektörün içine düştüğü çıkmazı ifade bakımından çok önemlidir. Ancak ekonomideki çöküşün telaşı yüzünden konu yine gündemden düştü.

A.T.B’nin Sincan’da tesis ettiği mezbahaya sevinmek değil üzülmek gerekir. Siz bakmayın E.B.Ü müdürünün ve A.T.B yetkililerinin sızlanmalarına. Yazık oldu borsanın yıllarca biriktirdiği paralara. Kesecek hayvan olmadıktan sonra dünyanın en modern mezbahasını kursanız ne yazar.

Son günlerde bıçak kemiğe dayandığı için tavukçular da ağlamaya başladı. Yirmi yıldır büyükbaş hayvancının feryadını duyamayan veya duymayan Tarım Bakanlığının tavukçunun da feryadını duyacağını ummuyorum.

Yalnızca daneli yemlerle beslenen tavuk eti bir dolar iken, otla da beslenebilen büyükbaş hayvan etinin ise beş dolara satılmasındaki garabeti çözemeyen başta Tarım Bakanlığı ile ilgili tüm yetkililerimizin vurdum duymazlığını anlamak zor. Fiyatlar deli dana sebebiyle İngiltere’de bir doların altına inmiş bulunmaktadır.

İstediğiniz kadar modern mezbahalar kurunuz, sağlıklı et hayaldir. Türkiye en az on iki yıldır kaçak et yemektedir. Beş kat fiyat farkı varken gümrükler, yasaklarla kaçağın, sağlıksız, hastalıklı, deli danalı etin önüne geçemezsiniz. Beş misli fiyat farkının kaynağı olan hastalığı teşhis etmedikçe ve tedavi çarelerini doğru olarak uygulamadıkça halkımızın et ihtiyacını ancak kaçakçılar çözecektir. Dünya üçüncüsü olduğu söylenen tavukçuluğumuzun –şom ağızlı olmak istemiyorum amma- çöküşünden sonra halkımız ete hasret kalacaktır. Kişi başına on beş kilonun altına düşen et tüketiminin yüzde altmışı tavuk etidir. Tavukçularımızın yakaladığı performans dünya fiyatları ile mal satmalarını sağladı. Ancak kırmızı et üreticisinin feryatlarının da duyulmasını önlemiş oldu.

Biraz önce değindiğim gibi “yalnızca daneli yemle beslenebilen, dolayısıyla maliyeti yüksek tavuk eti yanında, yalnızca otla beslenebilen büyükbaş hayvan etinin daha ucuza satılması gerekmez mi?” sorusunun cevabını veremediğimiz müddetçe et konusunu çözemeyiz.

Üretim, kesim ve dağıtım konusunda entegre bir sistem kurabilen tavukçular minimum maliyetlerle netice alabilmiş, dünya fiyatlarını yakalamışlardır. Ancak son günlerin finans fırtınası onları da çarpmış bulunuyor. Büyükbaş hayvancılıkta entegre sistem kurmak ülkemizde çok zordur. Bunun beyin jimnastiğini yapanın da olduğunu sanmıyorum. Olsaydı, kapasitesinin ancak % 2‘sini kullanabilen Aytaç tesisleri Ankara’nın 60 kilometre ötesinde boş dururken üç trilyon lira harcanarak yeni bir mezbaha yapılmazdı. Acaba A.T.B. mensupları bu para kendilerinin olsaydı bu yatırımı yaparlar mıydı? Belediyelerin aç gözlülüğü, E.B.K’nun zamanında devletçi zihniyetle yükselttiği kesim ücretleri kırmızı et fiyatlarının artmasına ve sonunda batma noktasına gelen E.B.K’nun özelleştirilmesine sebep olmuştur.

Türkiye kaçak et yiyor dedikçe bana deli gözüyle bakanlar, Buffalo operasyonundan sonra deli olmadığıma inanmışlardı. Bu hengamede hayvancılık sempozyumu, şurası gibi sözlerle gene delirmeğe başladığımı düşüneceklerini sanıyorum. Ancak Avrupa’daki deli dana sebebiyle hayvancılığımızı kurtaracak bir fırsat yakaladığımızı düşünüyorum.

Beyin sancılarımı ve tecrübelerimi dinleme sabrını gösteren herkese anlatmaya devam edeceğim.

Saygılarımla.

Salih MERT

11.03.2001